Gerçek Tevazu Nasıl Olmalıdır?

Gerçek tevazu sahibi olan kişi nefsini zillet içinde bırakan kişidir. Asil zillet ise onun insanlar içinde itibarını düşürmektir.  Bunun olması için kişi nefsini belli bir düzeyde tutmalıdır. Eğer kişi böyle yapmazsa kendini halkın önünde küçük düşürür.

Gerçek zillet işe kişinin nefsini aşağılık ve hor görecek şekilde görüp o doğrultuda davranmasıdır. Bizler nefsi küçük ve değersiz görmezsek aciz bir konuma düşeriz. Kişi kendini zorlayarak tevazu sahibi olamaz. Böyle yapan kişi gerçek tevazu sahibi biri değildir. Bir insan gerçekten tevazu sahibi olmak istiyorsa onu aşağılayan ve ayıplayan kişilere kızmamalıdır. Ona iftira bile atılsa o bunu nefsi için kötü olarak görmemelidir.

Bir kişi insanların bulunduğu bir ortamda horlandığı zaman kendini ezik olarak görürse onun yaptığı şey yapmacık tevazudur.

Tevazu gösteren bir insan nefsini aşağılamasıyla övünürse o kişinin de durumu kritiktir. Çünkü bu kişi hala içinde kendini beğenme hissi taşımaktadır. Böyle olan bir insan onu kınayan kişilere kızar ve hoş görmez, onu öven biri olduğu zaman ise sevinir.

Bir insan onu aşağılayan insanlar olduğu zaman veya onu öven insanlar olduğu zaman zevk almazsa bu insan gerçek tevazu sahibi olarak görülmektedir. Tevazu sahibi bir insan nefsine değer vermeyip onu öven insanlar olduğu zaman hoşlanmaz. Bir insan nefsini gerçekyen en aşağı seviyede görmediği müddetçe tevazu sahibi olamaz. Bir mümin her zaman tevazu sahibi olmalıdır. Bu mümin için en büyük faziletlerden biridir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

” Allah Teala tevazu gösteren kimsenin muhakkak şerefini artırır. “

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir