Yüce Allah’ı Tanımak İçin Aklın Sınırı Ne Olmalıdır?

Allahu Teâlâ her insanın aklını farklı derece ve seviyelerde yaratmıştır. Herkesin farklı düşünce ve anlama yeteneği vardır. Allahu Teala aklın alan ve sınırını belirledi. Bir insan aklını haddince kullanır ve kabiliyetini de bi doğrultuda sergilerse çok hayırlı sonuçlar alır. Bir insan aklının sınırlarını aşar ve boş şeylerin peşine düşerse hali perişan olur.  İnsana verilen aklın bir görevi vardır. Bu aklı kendine lazım olan ve olmayan durumlarda kullanmalıdır.

Akıl sahibi olan bir insandan beklenen şey Allahu Teâlanın zarının nasıl olduğunu tesbit etmek değildir. Kişi bundan aciz olduğunu idrak etmelidir. Kişi aklıyla Allahu Teâlâ’nın ona emrettiği şeyleri anlamalıdır. Bunun ötesi aklın anlayacağı şey değildir. Bir insan Allahu Teâlâyı tanımak için yola çıktığı zaman hayrete düşer ve şaşırır. Kişinin aklı bu ağır yükü kaldıramaz.

Kendisine peygamber gelmeyen akıl sahibi bir insan kainatta ve gökte olan düzene bakarak Allah’ın varlığını anlayabilir. Çünkü insana verilen akıl bunu idrak etmesi yeterlidir.

Bir insan ergenlik çağına girdikten sonra Allah’a imanı taklit ve teslimiyetle başlar. Zamanla ise kalbi ibadet , zikir ve taat ile beslenir ve olgunlaşır. Bir kişi olgunlaştıkça Allah’ı daha çok tanır. Zamanla sevgisi artar, edep ve takvası fazla olur. Bir insan Kur’an-ı Kerim’i okudukça ve kainatta olan ibretleri gördükçe iman derecesini artırır. Allahu Teâlâyı tanımanın sınırı yoktur. İnsanında kalbinde olan Allah sevgisi O’nu tanımak için bir delildir.  Bizler bu sevginin tadını Peygamber Efendimiz’in önderliğinde bulabiliriz . Peygamber Efendimiz’in önderliğinde Allahu Teâlâyı tanıyabiliriz ve O’na gerçek manada kulluk edebiliriz.

DİN içinde yayınlandı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir